Özümü yazıyorum,
mürekkep yetmiyor kendime,
biraz gece katıyorum kelimelere,
biraz suskunluk,
biraz da kimsenin bilmediği yerimden.
Özümü yazıyorum,
kırılmış bir aynanın
kendini tamamlamaya çalışması gibi.
Her parçam başka bir şey söylüyor,
ben yine de hepsine
“ben” diyorum.
Özümü yazıyorum,
annesinin sesinden kalma bir sıcaklıkla,
babasının sustuğu yerden,
çocukluğunun kapısını aralayıp
içeri giriyorum sessizce.
Bir yanım hâlâ bekliyor,
bir yanım çoktan gitmiş.
Sevdiklerimi yazıyorum önce,
sonra kaybettiklerimi,
en son kendimi buluyorum
bir cümlenin içinde.
Özümü yazıyorum…
Ne güzel bir kelime bu: öz.
İnsanın kendine sakladığı
en çıplak hâli.
Ve biliyorum artık;
insan en çok
kimse görmezken ağlıyor,
kimse sormazken susuyor,
kimse sevmezken
kendine sarılıyor.
Ben bugün
kendime sarılıp yazıyorum.
Özümü yazıyorum,
çünkü insan
kendinden kaçtıkça eksiliyor,
kendine döndükçe
tamamlanıyor.
Bir Cevap Yazın